Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
10.sınıf Türk Edebiyat Kitabı Ödevi,Edebiyat ödevi,ödev,edebiyat
12/2/2009 · Kategori: haber
çııÖÖçşıÜüSAYFA 50: çııÖÖçşıÜü...üzem çııÖÖçşıÜü...üzem çııÖÖçşıÜüSAYFA 75: çııÖÖçşıÜüb.Battalnamede olduğu gibi kahramanlık teması dönemin sosyal özellikleriyle paralellik göstermektedir.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Arkadaşına Gönder! 0 yorum yazılmıştır
1- A
2- E
3- A
4- A
5- sagu
Ağıt
Mersiye
Yapay ve doğal
6- Y, Y, D, Y, D
7- B
8- din değişiklikleri, medeniyet değişiklikleri
9- C
10- D
11- A
12- C
13- E
14- D
SAYFA 53:
KÜLTÜREL DEĞERLER VE DEĞİŞİMİN NEDENLERİ TABLOSU
GÖKTÜRKLERDE KÜLTÜREL DEĞERLER:
1-Göktanrı inancı
2-Bu inancın etkisinin görüldüğü Göktürk Kitabeleri
3-Göktürk alfabesi
UYGURLARDA KÜLTÜREL DEĞERLER:
1-Budizm inancı
2-Bu inancın yansıdığı metinler
3-Uygur alfabesi
DEĞİŞİM NEDENLERİ:
1-Din değişikliği
2-Yerleşik hayata geçilmesi
3-Hayat anlayışının değişmesi
KARAHANLILARDA KÜLTÜREL DEĞERLER:
1-İslamiyet
2-İslamiyetin yansıdığı eserler
3-Karahanlı Türkçesi
4-Arap alfabesi
DEĞİŞİM NEDENLERİ:
1-İslamiyetin kabulü
2-Din değişimiyle birlikte zihniyetinde değişmesi
SAYFA 53:
2.SORU
Türkçenin Edebi bir olarak kullanılması ve değişmeyen öğeler Türkçe'nin kullanılmasıdır.Milliyetçilil ön plandadır..
SAYFA 53:
FOTOĞRAFIN YORUMU
-Konar göçerdirler.
-Hayvancılık olduğu anlaşılıyor.
-Atlar evcilleştirilmiştir.
-Hanlıklarla yönetildiği anlaşılıyor.
Sayfa 55:
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:
1)E
2)B
3)Arap,Türkçe.
İlk.
Türkçedir.
4)D
5)Köktürk devleti=göktanrı inancı
Uygur devleti=Budizm,mani dini
Karahanlı devleti=İslamiyet
MESNEVİ NAIZM ŞEKLİNİ ÖZELİKLERİ:
1-mesneviler öğüt verici bir olayı anlatan uzun şiirlerdir.(savaş,aşk,tarihi olaylar ve tasavvuf)
2-mesneviler divan edebiyatında bir bakıma günümüzdeki roman ve hikayenin yerini tutuyordu.
3-beyit sayısı sınırsızdır.
4-her beyit kendi arasında kafiyelidir.(aa,bb,cc...)
5-aruzun kısa kalıplarıyla yazılır.
6-beş mesnevinin bir araya gelmesiyle hamse oluşur.
=>Mesnevi nazım şekli türk edebiyatında ilk defa ne zaman kullanılmıştır?
11.yüzyılda yusuf has hacip tarafında Kutadgu Bilig'de kullanılmıştır.
11. YÜZYIL: İslami Dönem Türk Edebiyatı'na ait ilk eser 11.Yüzyıl'a ait olan 'Kutadgu Bilig'dir. Yusuf Has Hacip tarafından yazılmış öğretici bir eserdir. Siyaset-nâme niteliğindedir ve 6500 beyitten oluşur. Bu döneme ait diğer bir önemli eser de 'Divânû Lügâtit Türk'tür. Kaşgarlı Mahmut tarafından Araplara Türkçe'yi öğretmek amacıyla yazılmış bir lügâttır. Bu döneme ait önemli bir eser de Edip Ahmet Yükneki'nin öğretici nitelikteki dini kitabı 'Atabetül Hakayık'tır.
12. YÜZYIL: Bu yüzyılın en önemli ismi Hoca Ahmed Yesevi'dir, Türk tasavvuf tarihinin ilk önemli şairidir. Hikmetleriyle büyük ün kazanmıştır. Bu yüzyılın diğer önemli ismi ise Kitab-ı Meryem, Kitab-ı Bakırgen ve Kitab-ı Âhirzaman adlı eserlerin sahibi, aynı zamanda Hoca Ahmed Yesevi'nin öğrencisi olan Hakim Süleyman Ata'dır.
SAYFA 56:
HAZIRLIK ÇALIŞMASI
Bir topluluğu millet haline getiren değerler o milletin dili, dini ve ırkıdır. Bu üç faktörden ırk birliği önemlidir; ama tek başına millet olgusunu açıklamaktan uzaktır. Aynı ırka mensup olduğu halde değişik milletler oluşturmuş ve dolayısıyla değişik devletler kurmuş insan toplulukları vardır. Dil insanların birbirine bağlayan en önemli faktörlerden birisidir. Ancak, aynı dili konuştuğu halde farklı devletler kurmuş insan toplulukları mevcuttur. Diğer yandan din de insanların bir millet oluşturmasında çok önemli bir faktördür. Farklı dinden olan, farklı mezhepten olan insanlar genellikle farklı milletler oluşturmuşlar, farklı devletler kurmuşlardır. Buna karşılık, aynı dinden olanların mutlaka aynı millet oluşturacakları söylenemez. Zira, aynı dine ve hatta aynı mezhebe mensup olmakla birlikte farklı devlet kuran birçok millet vardır. Görüldüğü gibi bu faktörlerin güçleri hakkında önceden bir şey söylenemez. Bu faktörlerden her biri, değişik yer ve zamanlarda diğerine nazaran daha belirleyici olmuştur
Atatürk'ün türk dili hakkındaki düşüncelerini içeren metin..
''Türk milletinin dili Türkçe'dir.Türk dili dünyada en güzel, en zengin ve en kolay alabilecek dildir.Onun için her Türk, dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır.Bir de Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir.Çünkü Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felaketler içinde ahlakının, an'anelerinin, muhafaza olduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.
Türk demek dil demektir.Milliyetin çok bariz vasıflarından birisi dildir.Türk milletindenim diyen insanlar herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.Türkçe konuşmayan bir insan Türk harsına camiyasına mesubiyetini iddia ederse buna inanmak doğru olmaz''
SAYFA 60:
1-Niçin susuyorsun?
2-Kim birini çagırırsa söze önce o başlar ve insan her zaman diline hakim olmalı,ne konuştuğunu
bilmelidir.
3-Bilgisiz her zaman susmalı,bilgili ise diline hakim olmalıdır bilgilinin sözünde her zaman hikmet vardır..
4-İnsan kendisine birşey sorulunca konuşmalıdır..
5-Dilin faydaları nelerdir???
6-Bilginin iki alameti dil ve boğazdır ruhun nasibi sözdür,kulaktan girer..
7-Sözün esası nedir ve kaç kısımdır?
8_Sözün yeri sırdır söz on kısımdır fakat biri söylenmelidir.
9-Sözün faydası ve zararı ne kadardır?
10-Yerinde kullanılan söz faydalıdır yersiz söz ise zararlıdır.
11-Söz ne zaman çok ne zaman az addedilir.(addetmek:saymak)
12-Söz güzel ne düşünülerek ancak sorulduğunda kısa söylenmelidir çok dinleyip az konuşmalıdır .Söz akılla söylenmeli bilgi ile süslenmelidir.
13-Sözün doğrusu kimden dinlenmeli,söz kime söylenmelidir?
14-Söz bilgiliden büyüklerden dinlenmeli,bilmeyenlere ve küçüklere söylenmelidir.
15-Dili söyletmeli mi susturulmalı mı?
16-Dil doğruyu söyeleyecekse söylenmeli söylenmeyecekse susmalıdır
2-a)
Adalet: Kün Togdı
Saadet: Ay Toldı
Zeka: Ögdülmiş
Hukuk: Kün Togdı
Mutluluk: Ay Toldı
Hayatın Sonu: Odgurmış
2-b)
Akıl bir meşaledir... - Ögdülmiş
Huzur bendedir... - Ay Toldı
Ben işleri doğruluk... - Kün Togdı
ilgili insan fani... - Odgurmuş
2-c)
Yazar soyut kavramları (adalet, saadet, akıl, hayatın sonu) somutlaştırarak vermiştir. Somutlaştırmayı bu kavramları temsil eden "Kün Togdı, Ay Toldı, Ogdülmiş, Odgurmış" isimli kahramanlarla sağlamıştır.
3) Kutadgu Bilig, insanlara dünya ve ahiret hayatlarında yol göstermek için yazılmıştır.
4) Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
Kültür Özellikleri: Kutadgu Bilig, İslami dönemin yansımalarının bulunduğu ilk örnektir. Mesnevi nazım şekliyle, beyitlerle yazılması ve İslami unsurların yer alması ve döneminin ahlak anlayışını ortaya koyması bakımından eser önemli bir kaynak durumundadır.
5-a)
-Her insan diline hakim olmalıdır.
-İnsan, kendisine bir şey sorulunca konuşmalıdır.
-Söz, ruhun nasibidir.
-İnsan, konuşmaktan çok dinlemeyi öğrenmelidir.
-Söz, yerinde kullanılırsa faydalıdır.
-Söz, güzel, düşünülerek, kısaca söylenmelidir.
-Söz, bilgiliden ve büyüklerden dinlenmeli; küçüklere söylenmelidir.
-Dil, her zaman doğruyu söylemelidir.
5-b)
Kutadgu Bilig'de savunulan ve öğüt niteliğinde verilen düşünceler, bugün hala geçerliliğini korumaktadır.
6)
-Aruz ölçüsünü kullanmıştır.
-Eserini sembolik olarak yazmıştır.
-İslami dönemin ilk edebi ürününü yazmıştır.
-Türk edebiyatındaki ilk mesneviyi yazmıştır.
-Türk edebiyatındaki ilk siyasetnameyi yazmıştır.
-Eserini öğretici (didaktik) tarzda yazmıştır.
SAYFA 61:
4. ETKİNLİK
Dil ve Söyleyiş Özellikleri: Kutadgu Bilig'de Karahanlı Türkçesi kullanılmıştır. Verilen metin parçası ve sözcüklerde yabancı kökenli sözcükler de bulunmaktadır. Edebi bir dil kullanılarak yazılan Kutadgu Bilig yeni bir nazım şeklinin (mesnevi) söyleyiş özelliklerini de yansıtmaktadır.
SAYFA 62:
4. ETKİNLİK:
A.MESNEVİ
B.ARUZ ÖLÇÜSÜNÜN KISA KALIBI KULLANIŞI
UYAK ŞEMASININ AA BB CC OLMASI
SAYFA 64:
1.ahlak ve öğüt vermek için ve bilginin onemını belırtmek ıcınn
2.adip ahmet bilginin hayatta en onemlı şey olduğu hakkında öğütler vermiş bilgilinin her işinin iyi olduğunu belirtir
3-a) saadet yolu bilgi ile bulunur,kemik için ilik ne ise insan için bilig odur,br bilgili bin bilgisize bedeldir,bilgiyi Çin de bile olsa arayınız......
b)gecerlilğini korur bili herzamn onemlıdır ınsanlıktarıhı bılgı ıle gelışır.
4-a)bilgisizlikten ne kadar halk kendı elıyle put yapıp rabbım budur dedi
b)bin bilsende bir bilene danış,bilmemek ayıp değıl orenmemek ayıp....
5)hem dortluk hem beyıtten yazılmışislami kulturun etkısıyle beyıtler kullanılmış
6)islami donem 2. eser yazmış,eserin dil bilim acısından onemlı , eser dıdaktık yonde ele alınmış, hem dortluk hem beyıt kullanılmış
SAYFA 66:
1.Her dörtlüğünde hgikmet olduğu için şiirlerine hikmet adı vermiştir.Hikmet tasavvufi bir terimdir.
2.Dörtlüklerin son dizesinde de belirttiği gibi, Hz. Peygamber 63 yaşında toprağa girdi. Bende bu yaştan sonra toprağın altında yaşamalıyım diyerek, kendisine toprak altında bir hücre yaptıran Ahmed Yesevi'nin o günlerde meydana gelen bir olay, şöhretinin bütün Türkistan havalisine yayılmasına vesile olmuştu.
3. **Hikmet tarzı şiir geleneğinin ilk şairidir.
**Dini tasavvufla uğraşan şairimizdir.
**Yesevi tarikatının kurucusudur.
4.Ahmet Yesevi tasavvufla uğraşan şairlerimizdendir.Tüm yaşamını insanları islamiyet konusunda bilinçlendirmeye adamıştır.Metnin yazılış amacıda insanları islamiyet hakkında bilgi vermektir.
5.Halk edebiyatı geleneğinin devamı ,Tasavvuf Tekke Edebiyatı'nın başlangıcıdır.
ETKİNLİK
'Hakaniye Lehçesi''
Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.
Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir
SAYFA 68:
1) türkçenin arapça kadar seçkin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
2)divanü lügati't türk ile birlikte sözlük yazma geleneği başlamıştır. divanü lügati't türk türkçesidir.
3) islamiyet: islami dönem ilk eserlerinden en önemlisini kaleme almıştır.
arapça: eserini arapça olarak kaleme almıştır.bu durum onun arapçayı iyi bildiğinin göstergesidir.
türk kültürü:yaşadığı dönemin kültürünü yansıtmış ve günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştır.
gezgin:türk türkmen yağma çiğil kırgız gibi türk boylarını dolaşmıştır.
dil bilimi:dil bilimi açısından o dönemin yaşayan sözcüklerin kelime kökleri eserine alınmıştır.
islamiyet öncesi sözlü ürünler:sagu koşuk sav gibi sözlü edebiyat ürünlerini dinleyerek yazıya geçirmiştir.
etimoloji:türkçenin ilk etimoloğudur.
türkçe:türkçenin ilk sözlüğünü yazmıştır eserinde 7500 sözcük yer alır.
SAYFA 69:
4a.Atatürke göre türk milleti demek türk dili demektir.türk dili kutsal bir hazinedir.çünkü bir toplumu millet yapan herşey dil sayesinde olur.bu sebeple türk dili türk milletinin kalbidir.
b.Kaşgarlı mahmut türk diline en büyük katkıyı yapanların başında gelmektedir.çünkü o dönemin maddi ve manevi kültür unsurlarını türkçenin bünyesince,türkçenin en eşsiz hazinelerinden biridir.
Kaşgarlı Mahmut ve Atatürk'ün Türk dili ile ilgili ortak görüşleri:
-Türk milleti demek Türk dili demektir.
-Türk milletinin her şeyi dilinde yaşamaktadır.(sevinci, üzüntüsü, öfkesi ...)
-Türk dili, dünyadaki en zengin dillerden biridir.
-Türk dili, yabancı dillerin saldırısından korunmalıdır.
-Türk dili zengin ve köklü bir dildir.
Türk dilinin 20 ülkede ve birçok özerk bölgede milyonlarca kişi tarafından kullanılması Türklerin hangi özelliğini gösterir?
Türkçe'nin büyük dillerden biri olduğunu gösterir. (Türkçe dünyanın 5. büyük dilidir.)
Kutadgu Bilig,Divan-ı Hikmet,Divaü Lügati't-Türk ve Atebetü'l Hakayık metinlerinden hareketle o dönemde benimsenen ve kültürel farklılaşmaya neden olan yeni değerler nelerdir?
Kültürel farklılaşmaya sebep olan İslam dininin kabulüdür. Adı geçen eserlerde İslami terimler ve isimler kullanılmaya başlanmıştır.
Türkçenin günümüzdeki durumu?
Türkçe günümüzde yabancı dillerin (özellikle İngilizce) etkisi altındadır. Nasıl ki bir dönem Farsça ve Arapça, Tanzimattan sonra Fransızca etkisine girdiyse şimdi de İngilizcenin etkisinde.
Atatürk'ün Türk dili için gösterdiği hedeflerin bugün neresindeyiz?
Atatürk saf Türkçeden yanaydı. Üstteki yorumdanda anlayacağınız üzere bugün saf Türkçeden söz etmek mümkün
SAYFA 70:
7. ETKİNLİK
Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.
Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir.
SAYFA 71:
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1)D
2)C
3)D
4)Y,D,D,Y,D,D,D,D
5)Hakaniye, Kutadgu Bilig, Topgaç Buğra, Ahmet Yesevi.
6)D
7)Divanı Hikmet, Ata betül Hakayik, Divanı Lügatit Türk, Kutadgu Bilig.
SAYFA 72:
1.ETKİNLİK:
13 ve 14. Yüzyılda Anadolu Da Meydana Gelen Sosyal Ve Siyasi Olaylar:
13 ve 14. Yüzyıl Türk Edebiyatı:
13 ve 14. yüzyıllarda Anadolu, siyasal bakımdan pek çok kargaşanın yaşandığı bir dönemdi. 13. yüzyılda Anadolu'da dört devlet vardı; Selçuklular, İlhanlılar, Bizans ve Trabzon Rum imparatorluğu. Bunların en güçlüsü Selçuklular idi.
Selçukluların Moğollar tarafından 1243 yılında Kösedağ savaşı ile yıkılması sonucu Anadolu'da bir çok beylikler kuruldu. Beyliklerin her biri kendi bağımsızlığını ilan etti. Bu kez beylikler arasi savaşlar başladi. Osmanli Beyliği 1299 yılında kuruldu ve diğer beyliklerle yaptığı savaşlar sonucu gelişip güçlendi.
13 ve 14. yüzyılda Anadolu'da düşünce hareketlerinin merkezi Konya ve dolaylarıdır. Moğol akınlarından korunmak amacıyla Türkmenistan Horasan'dan pek çok alperen gelerek Anadoludaki beyliklerin saraylarına sığındılar ve tasavvuf düşüncesini yaymaya başladılar. Bu ortamda tasavvuf edebiyatı doğdu. Daha sonraki yüzyıllarda da gelişip yayıldı.
Tasavvuf alanında; Mevlana, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Ahmet Fakih, Nesimi, Sultan Veled gibi pek çok sanatçı eserler verdi. Aynı yüzyıllarda din dişi konularda, Hoca Dehhani, Ahmedi, Hoca Mes'ut eserler verdi. Bir taraftan da İran-Arap edebiyatından çok sayıda çeviriler yapıldı. 1360 yılında Kul Mes'ut tarafından "Kelile ve Dimne" adlı fabl kitabı Türkçeye çevrildi.
Bu yüzyıllarda halk edebiyatı alanında "Battalname" ile "Danışmend-name" adlı eserler yazıldı. Bunlardan "Battalname'de Seyit Battal Gazi'nin din uğruna Bizans'a karşı giriştiği mücadelelerden söz edilir. " "Danişmend name'de ise Melik Ahmet ile oğlu Gazi Bey'in kahramanlıkları anlatılır. Bu öykülerde dini inançlar ve ilahi yardımlar ön plandadır. Hz. Muhammet, Hz. Ali rüyada görülür. Hızır gazilerin yardımcısıdır. Bu eserlerde eski Türk destan geleneğinin izleri islami karaktere bürünmüş nitelikte yaşatıldı.
Bu yüzyıllarda gerek dini (tasavvufi) gerekse din dişi konuları işleyen fikirler üzerinde, İranlı şairlerden Firdevsi, Nizami, Sadi, Feridtiddin Attar ile Farsça eserler yazan Mevlana'nın etkisi görülür. Bilim ve edebiyat yoluyla Arapçadan, Farsçadan dilimize sözcükler yanında bu dillere ait kurallar da girmeye başladi. Ancak 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey bir fermanla bunu önlemeye çalıştı. "Bugünden sonra, divanda, dergahta, barigahta, mecliste, meydanda "Türkçe den başka dil kullanılmayacaktır." Bu ferman dilimizi yabancı etkilerden korumaya yetmedi.
Tasavvufun hızlı yayılması için 13. ve 14. yüzyıllar Anadolu’su çok elverişli idi. Bunun birçok sebepleri vardır:
1- İslâmla muşerref olan Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi Hıristiyan Avrupası’nda sert tepkiler doğurmuştur. Hıristiyanlar, ülkelerini teminat altına alabilmek ve kutsal kabul ettikleri Kudüs’ü almak için Türklere karşı Haçlı Seferleri düzenlemişlerdir. Bu seferlerin önünde Hıristiyan din adamları bulunurdu. İşte bunlara karşı Türkler’den de din ve tasavvuf önderleri savaşlarda ön plana çıkmışlardır. Gazaya giden İslâm cenkçilerine yardım eden, onları manen ve madden de destekleyen erenler ve alp erenler görüldü. Ahilik gibi yarı mutasavvıf, yarı asker fakat bütün ülkeyi tutmuş bir esnaf ve zanaatçılar teşkilatı bir yandan din savaşlarını desteklerken öte yandan tasavvufun yayılmasına zemin hazırlıyordu.
2- Türklerin kalabalık bulunduğu Horasan’da 11.yüzyıldan beri yoğun bir tasavvuf hayatı vardı. Çünkü bu ülke eski din ve medeniyetlerin etkisi altındaydı. Bilhassa 12.yüzyılda yetişen Ahmet Yesevi’nin derviş ve müritleri çok sayıda idiler. İşte 13.yüzyıl başında Horasan ve diğer Türk yurtları Moğallar tarafından işgal edilmişti. Moğolların dayatmacı, yağmacı ve kötü yönetiminden kaçan aydınlar Anadolu’ya kaçtılar. Çoğu Mutasavvıf olan ve Horasan Erenleri denilenlerin arasında, Belh’ten Konya’ya gelen Mevlâna ve babası da vardı.
Mevlâna ve babası Anadolu’ya yepyeni bir fikir, ahlâk ve iman canlılığı getirdiler. Büyük şehirlerde dergâhlar kurdular. Kasaba ve köylere varıncaya kadar tekkeler inşa ettirdiler.
3- 13. ve 14. yüzyıllarda Anadolu’nun siyasi yapısı karışıktır. Sağlam bir devlet otoritesi yoktur. Moğol akınları ile memleket yağmalanıyor, yakılıp yıkılıyordu. Şehirde, köyde güvenlik kalmamıştı. Mal, mülk elden zorla alınıyor, ölmek ya da yaşamak tesadüfe bağlı bulunuyordu. Bu huzursuzluk, insana dünyadan el etek çekmeyi va’z eden ve pırıl pırıl ilâhi bir alemin kapılarını açan tasavvufa rağbeti sağlamıştır. Hayatları teminatsız insanlar, tarikatın mânevî havasında veya bazı şeyhlerin nüfuzu altında huzur arıyorlardı.
Tasavvuf konaklarda, şiir ve sanat neşesi olurken; halk arasında ahlâk öğütleri şeklinde yayılıyordu. Fakat tasavvufun yayılmasında rehberlik eden asıl teşkilat “Ahilik”ti. Bektaşilik, Melâmilik, Nakşibendilik, Bayramilik gibi millî tarikatler hep ahilik teşkilatından çıktı.
Tekke şiirinin Türk Edebiyatında kaynakları 12.yüzyılda Horasan’da Ahmet Yesevî’nin hikmetlerinde görülmüştür. Şiir ve fikir tarihimizdeki yerleri, dil ve edebiyatımızı kurtarmak yolundaki hizmetleri için hiç bir şeyle kıyas edilmeyecek değerdedir. Tekke şiirinin ilk ve en güzel örnekleri 13.yüzyılda görülmektedir. Bu geleneğin büyük şairi olan Yunus Emre, 13.yüzyılda yetişmiştir. 13. - 14. ve 15.yüzyıllarda parlak çağını yaşayan Tekke şiiri, 20.yüzyıla kadar da eser vermeye devam etmiştir.
Özellikle Yunus Emre, Anadolu sahasında halk diliyle halka islâm dininin bütün kurallarıyla anlatan Tekke edebiyatının en büyük şairidir. Orta Asya’da Ahmet Yesevî ile başlayan Türk Tasavvuf Şiiri, Türkistan, Horasan ve Anadolu’da en üstün seviyeye Yunus Emre’yle ulaşmıştır.
14. yüzyılda Anadolu’da Tekke edebiyatı, 13. yüzyıldaki kadar bahtiyar bir devir yaşamamıştır.
O kadar ki bu asırların Tekke şairleri, şiiri Yunus gibi söylemeğe çalışmakla kalmamış, bazen Yunus’un ya “ Emre”liğini ya da bizzat Yunus adını unvan olarak kullanmışlardır.
SAYFA 72:
1-a) Kafiye-Redif
... benden beni a -i / -ü: redif
... gerek seni a -n: yarım kafiye
... dün ü günü a
... gerek seni a
... sevinirim b
... yerinirim b
... avunurum b
... gerek seni a
..öldürür
...daldırır
...doldurur
...seni
dürür,dırır, durur REDİF
çııÖÖçşıÜü...üzem
...düşem
...endişem em:TAM KAFİYE
...seni
...sohbet gerek
...ahret gerek gerekker:REDİF
...gerek et:TAM KAFİYE
... seni
...düşem
...endişem em:TAM KAFİYE
...seni
...sohbet gerek
...ahret gerek gerekker:REDİF
...gerek et:TAM KAFİYE
... seni
...düşem
...endişem em:TAM KAFİYE
...seni
...sohbet gerek
...ahret gerek gerekker:REDİF
...gerek et:TAM KAFİYE
... seni
çııÖÖçşıÜüSAYFA 74:
6)Siirde ask;atese,denize,zincire benzetilmistir.Askın bunlara benzetilmesinde ne kadar cileli ve zor bir yol oldugunu anlatmak amacı vardır.
7)Siirde gecen isimler;Leyla-Mecnun,Hz.Yusuf 'tur.Leyla-Mecnun Allah askını anlatmak icin kullanılmıstır.Yusuf Peygamber de Kuran'da kıssası olan güzelligiyle ünlü bir peygamberdir.Yine Allah'ın güzelligini,askının büyüklügünü vurgulamak icin kullanılmıstır.
8-
-Mutasavvıf bir sairdir.
-Dini-Tasavvufi halk sairidir.
-Siirlerinde sade bir dil kullanmıstır.
-Siirlerinde tasavvufi konuları islemistir.
9) 1. ve 2. dörtlükler icin Yunus Emre'yi en iyi yansıtan dörtlüklerdir
Türk İslam Toplumlarında, kültürel hayat, islam kültür çevresinin etkisi altında gelişti. Türklerin bu çevreye girmeleri onların her alanda ilerlemesine ve yükselmesine sebep oldu. Türk düşüncesi, bir yandan tarihi gelişimini devam ettirirken diğer yandan İslam düşüncesi ve felsefesiyle bütünleşti. Bu toplumların hayat tarzlarında islamın yüce ve ebedi ilkelerine, esaslarına ve kurallarına uyum sağlayacak değişmeler meydana geldi. Hukuk düzenleri "Şerri" esaslara ve "Törelere" göre yeniden kuruldu, düzenlendi. Arap ve Fars dil ve kültürlerinin baskısına rağmen, Türk dili korundu. Karamanoğullarının başlattıkları resmi dilin türkçe olması hareketi, bazı olumsuz dönemler dışında devam etti. İslamın koruyuculuğunu üstlenen Türkler, Türk tasavvuf düşünce ve eylemleriyle müslümanlığın çağlar boyu gelişmesini ve yönlendiriciliğini sağladılar. Anadolu Türk toplumu oluşturduğu kültür çevresinde, manevi ve maddi kültür hayatını sürekli şekilde güçlendirdi. Kurduğu imparatorluklar o çağların siyasette, sosyal düzen ve sosyal adalette, iktisadi alanda, özellikle bilimde, eğitim ve öğretimde, hukuk hayatında, en medeni ve en ileri devletleri oldular. Osmanlı imparatorluğu kuruluşundan başlayarak, tarihi varlık alanından çekilişine kadar altıyüz yıl boyunca İslam Dünyasının, Türk İslam kültür çevresinin tek temsilcisi oldu. Bir dünya devleti niteliğini koruyarak, kültür hayatını inançlarda, adalette, dilde, musikide, sanat ve estetikte, mimaride, folklörde, eğitim ve öğretimde, sosyal ilişkilerde, diplomasi de özenle güçlendirdi. İnsanlık tarihine sayısız örnekler verdi. Kültür varlığımızın zenginleşmesini sağladı.
=>>>İSLAMİYETİN KABULU İLE TÜRK TOPLUMUNDA GÖRÜLEN KÜLTÜREL DEĞİŞİMLERİ ARAŞTIRINIZ<<<=
Türk İslam Toplumlarında, kültürel hayat, islam kültür çevresinin etkisi altında gelişti. Türklerin bu çevreye girmeleri onların her alanda ilerlemesine ve yükselmesine sebep oldu. Türk düşüncesi, bir yandan tarihi gelişimini devam ettirirken diğer yandan İslam düşüncesi ve felsefesiyle bütünleşti. Bu toplumların hayat tarzlarında islamın yüce ve ebedi ilkelerine, esaslarına ve kurallarına uyum sağlayacak değişmeler meydana geldi. Hukuk düzenleri "Şerri" esaslara ve "Törelere" göre yeniden kuruldu, düzenlendi. Arap ve Fars dil ve kültürlerinin baskısına rağmen, Türk dili korundu. Karamanoğullarının başlattıkları resmi dilin türkçe olması hareketi, bazı olumsuz dönemler dışında devam etti. İslamın koruyuculuğunu üstlenen Türkler, Türk tasavvuf düşünce ve eylemleriyle müslümanlığın çağlar boyu gelişmesini ve yönlendiriciliğini sağladılar. Anadolu Türk toplumu oluşturduğu kültür çevresinde, manevi ve maddi kültür hayatını sürekli şekilde güçlendirdi. Kurduğu imparatorluklar o çağların siyasette, sosyal düzen ve sosyal adalette, iktisadi alanda, özellikle bilimde, eğitim ve öğretimde, hukuk hayatında, en medeni ve en ileri devletleri oldular. Osmanlı imparatorluğu kuruluşundan başlayarak, tarihi varlık alanından çekilişine kadar altıyüz yıl boyunca İslam Dünyasının, Türk İslam kültür çevresinin tek temsilcisi oldu. Bir dünya devleti niteliğini koruyarak, kültür hayatını inançlarda, adalette, dilde, musikide, sanat ve estetikte, mimaride, folklörde, eğitim ve öğretimde, sosyal ilişkilerde, diplomasi de özenle güçlendirdi. İnsanlık tarihine sayısız örnekler verdi. Kültür varlığımızın zenginleşmesini sağladı.
SAYFA 73:
-m= redif -e=yarım kafiye
-m= redif -d yarım kadiye
1-b) 8 li hece ölçücü vardır 4+4=8
tasavvufi bir eserdir
C) bu ialhiyi düz yazı gibi okuyamayız çünkü ahenk bozulur
2-b) yunus emrenin şiiri daha öabuk ezberlenir çünkü ahenk şiirin akılda kalmasını sağlar
umarım yardımcı olabilmişimdir bunların doğruluğundan eminim. &*uot;şiirin her biriminde neler anlatılmak istenmektedir&*uot; bu soruyu göremedim uamrım işine yara
Aşkın aldı benden beni
Bana seni gerek seni
Ben yanarım dün ü günü
Bana seni gerek seni
Bu dörtlükte şair; Allah aşkıyla kendinden geçtiğini ve kendisine sadece Allah'ın ve sevgisinin gerekli olduğunu, bunun haricinde hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını söylemiş.
Ne varlığa sevinirim
Ne yokluğa yerinirim
Aşkın ile avunurum
Bana seni gerek seni
Varlık veya yokluk kaygısı olmadığını, tek avuntusunun Allah aşkı olduğunu söylemiş.
Aşkın aşıklar oldurur
Aşk denizine daldırır
Tecelli ile doldurur
Bana seni gerek seni
Aşık olabilmek için Allah'ı sevmek gerektiğini, aşk denizine ancak bu şekilde dalabileceğini söylüyor.
Aşkın şarabından içem
Mecnun olup dağa düşem
Sensin dünü gün endişem
Bana seni gerek seni
Dünümün ve bugünümün tek endişesi Allah'tır. Onun aşkının sarhoş edici şarabından içip Mecnun gibi dağlara düşmek istiyorum. Bana yalnızca Allah aşkı gerekiyor. Başka bir şeye ihtiyacım yok.
SAYFA 75 - 76 - 77:
-Bu sözcükler ve eklerin belirli bir ilişki içerisinde verilmesi şiire nasıl bir katkı sağlar?
Bunlar birbirleriyle kafiyeli sözcükler. Şiire ahenk açısından bir katkı sağlar. Şiirin kulağa hoşgelmesini, akılda kolay kalmasını sağlar.
-Sözcükler ve ekler arasında kafiye,redif ilişkisini belirleyiniz
ne:redif i:yarım kafiye
gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye
eyü: zengin kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif
ınur:redif y:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif
ler:redif
lar(ler):redif k:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif
lar:redif
den:redif gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye
-Şiirin birim değerini ve sayısını belirleyiniz
Dörtlük
-Birimlerde anlatılanları ve şiirin temasını belirleyiniz.
Şair, şahının (Adbal Musa) üstün özelliklerinden bahsediyor.
-Şiirde geçen''şah,abdal,aba,hırka,post,aşık,evliya,pır''k avramları hangi düşünce sisteminin etkisini gösterir?
Bu terimler tasavvuf edebiyatında kullanılır.
-Şiirde geçen ''dara durmak''hangi anlamda kullanılmıştır?
Diz üstü duruşuyla temsil edilir. Nesimi gibi yol uğruna postu (deriyi) vermeye, asılmaya hazır olma anlamına gelir. Bunlar "Enel Hak diyen" Hallac-ı Mansur'un anısına tekkeye bağlanmanın yol uğruna canını feda etmenin bir simgesi olarak algılanır. Bir hizmetin konusu olan ya da bir hizmeti yerine getirmek isteyen her can, önce buraya çıkar ve teslim olur. Bu dara durmak, dara çekilmek, dara çıkmak, dara kalkmak terimleriyle ifade edilir. Pir, mürşit ve rehberin oluşturduğu cem mahkemesinde yargılanmak için durulan yeri anlatmak için de kullanılan bir deyimdir. Suç işleyen, hatalı görülen Yol eri, meydan yada meydan odasının ortasına çağırılarak sorgulanır, yargılanır, gerekirse hakkında durumuna uygun bir ceza verilir. Böylece bu uygulama sırasında cemaatin ve dedenin huzurunda yargılanan kimsenin bulunacağı şekil ve durumlar gösterilmeye çalışılmaktadır. Yargılanan meydan odasının ortasına gelir, ayaklarını mühürler, kollarını göğsünde çapraza alır, başı öne eğik durur. Sonraki aşamalarda uygun olan dar durumlarından birisi aldırılır. Dardan indirme töreni Hakk'a yürüyen hak yolcusu için göçüşünün üçüncü, yedinci ya da kırkıncı günü yapılan törene verilen addır.
-Nefeste geçen kişi adlarını bulunuz.Kişi adları şiirde hangi amaçla kullanılmıştır?
Şiirde kullanılma amacı şahının üstünlüklerini açık açık belirtmek
Metinden yola çıkarak Kaygusuz Abdal'ın fikri ve edebi yönü hakkında çıkarımlarda bulununuz
Fikri yönünden incelediğimizde Kaygusuz Abdal'ın Alevi olduğunu görmekteyiz. Edebi yönüne baktığımızda tipik bir halk şairidir. Hece ölçüsü, anlaşılması kolay bir dil, halkın ilgisini çekebilecek güncel bir konu.
-Nefeste Kaygusuz Abdal'ın en güzel ifade eden dize ve sözcük sizce hangisidir?Neden?
Bence son dörtlüğün üçüncü dizesi. Çünkü pirinden ayrı kalmanın acısıyla yazdığı şiiri bu dizede özetlemiştir.
SAYFA 77:
1- acep derdime derman bulunamamış
sabır ettikçe devamı qelmiyor
2-mum gibi baştan aşğıya yanıyorum
bu yanmanın sebebi yokmu
3-düşmanlar ben ağlıyorum diye gülüyor
şu kafirlerin imanı yokmu
4-gamzenin oku deler yüreğimi
snin gönlünde bana yer yokmu
5-kanımı su gibi toprağa attın
ne zannettin garibin kanı yokmu
6-yüzünün güzelliğiyle gururlanıyorsun
kusurun hiç yokmu
7-seni sevmenin imkanı yokmu.
1.kıta:çektiğim bu aşk acısının dermanı yokmu?
2.kıta:benim aşk acısıyla yanmamın bir sonu yokmu?
3.kıta:düştüğüm bu duruma düşmanım gülmekten vazgeçsin.
4.kıta:bakışların yüreğimi deliyor.
5.kıta:ben senin için kanımı akıttım. sen benim için akıtacak kanın olmadıgını sanıyorsun.
6.kıta:yüzünün güzelliği ile övünüyorsun ama kişiliğin beş para etmez.
7.kıta:sen bana yüz vermiyorsun ama seni elde etmenin bir yolu yokmu?
b-BU SÖZCÜKLERİN VE EKLERİN BELİRLİ Bİ İLİŞKİ İÇERİSİNDE VERİLMESİ ŞİİRE NASIL BİR ETKİ SAĞLAR?
Bunlar birbirleriyle kafiyeli sözcükler. Şiire ahenk açısından bir katkı sağlar. Şiirin kulağa hoşgelmesini, akılda kolay kalmasını sağlar.
c-SÖZCÜKLER VE EKLER ARASINDA KAFİYE REDİF İLİŞKİSİNİ BELİRLEYİNİZ.
ne:redif i:yarım kafiye
gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye
eyü: zengin kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif
ınur:redif y:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif
ler:redif
lar(ler):redif k:yarım kafiye gelür şahum Abdal Musa'ya:redif
lar:redif
den:redif gelür şahum Abdal Musa'ya:redif lar:redif ag:tunç kafiye
2.a-ŞİİRİN BİRİM DEĞERİNİ VE SAYISINI BELİRLEYİNİZ.
Dörtlük
2.b-BİRİMLERDE ANLATILANLARI VE ŞİİRİN TEMASINI BELİRLEYİNİZ
Şair, şahının (Adbal Musa) üstün özelliklerinden bahsediyor.
3.a-ŞİİRDE GEÇEN ''ŞAH, ABDAL ,ABA, HIRKA, POST, AŞIK, EVLİYA, PIRK'' KAVRAMLARI HANGİ DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN ETKİSİNİ GÖSTERİR?
Bu terimler tasavvuf edebiyatında kullanılır.
5-ŞİİRDE GEÇEN ''DARA DURMAK'' HANGİ ANLAMD AKULLANILMIŞTIR?
Diz üstü duruşuyla temsil edilir. Nesimi gibi yol uğruna postu (deriyi) vermeye, asılmaya hazır olma anlamına gelir. Bunlar "Enel Hak diyen" Hallac-ı Mansur'un anısına tekkeye bağlanmanın yol uğruna canını feda etmenin bir simgesi olarak algılanır. Bir hizmetin konusu olan ya da bir hizmeti yerine getirmek isteyen her can, önce buraya çıkar ve teslim olur. Bu dara durmak, dara çekilmek, dara çıkmak, dara kalkmak terimleriyle ifade edilir. Pir, mürşit ve rehberin oluşturduğu cem mahkemesinde yargılanmak için durulan yeri anlatmak için de kullanılan bir deyimdir. Suç işleyen, hatalı görülen Yol eri, meydan yada meydan odasının ortasına çağırılarak sorgulanır, yargılanır, gerekirse hakkında durumuna uygun bir ceza verilir. Böylece bu uygulama sırasında cemaatin ve dedenin huzurunda yargılanan kimsenin bulunacağı şekil ve durumlar gösterilmeye çalışılmaktadır. Yargılanan meydan odasının ortasına gelir, ayaklarını mühürler, kollarını göğsünde çapraza alır, başı öne eğik durur. Sonraki aşamalarda uygun olan dar durumlarından birisi aldırılır. Dardan indirme töreni Hakk'a yürüyen hak yolcusu için göçüşünün üçüncü, yedinci ya da kırkıncı günü yapılan törene verilen addır.
6-NEFESTE GEÇEN KİŞİ ADLARINI BULUNUZ. KİŞİ ADLARI ŞİİRDE HANGİ ANLAMDA KULLANILMIŞTIR?
Şiirde kullanılma amacı şahının üstünlüklerini açık açık belirtmek.
7-METİNDEN YOLA ÇIKARAK KAYGUSUZ ABDAL'IN FİKRİ VE EDEBİ YÖNÜ HAKKINDA ÇIKARIMLARDA BULUNUNUZ.
Fikri yönünden incelediğimizde Kaygusuz Abdal'ın Alevi olduğunu görmekteyiz. Edebi yönüne baktığımızda tipik bir halk şairidir. Hece ölçüsü, anlaşılması kolay bir dil, halkın ilgisini çekebilecek güncel bir konu.
8-NEFESTE KAYGUSUZ ABDAL'I EN GÜZEL İFAD EDEN DİZE VE SÖZCÜK SİZCE HANGİSİDİR? NEDEN?
Bence son dörtlüğün üçüncü dizesi. Çünkü pirinden ayrı kalmanın acısıyla yazdığı şiiri bu dizede özetlemiştir.
KAYGUSUZ ABDAL
Edebi yönüne baktığımızda tipik bir halk şairidir.
Dili sadedir
Hece ölçüsü kullanmıştır.
Konusu halkın ilgisini çekebilecek güncel konulardır
SAYFA 78: TABLO
BENZERLİKLER :
Her ikisindede aşk konusu işlenir.
Gazelde ilahi ve mecazi aşk konuları, ilahide yalnızca aşk konusu işlenir.
Her ikisindede dini terimler kullanılır.
Her ikisininde son bölümünde şairin mahlası vardır.
Kafiye ve redif kullanılır.
FARKLILIKLAR :
Nazım şekli:İlahi halk edebiyatına aittir. Gazel ise divan edebiyatına ait.
Nazım birimi:İlahi dörtlük ve gazel ise beyittir.
Ölçü:İlahide hece ölçüsü gazelde ise aruz ölçüsü mevcut.
SAYFA 79:
6-a)
Benzetme : Kan suya benzetilmiş.
Aşık kendini muma benzetiyor.
Eğretileme : acep şol kafirin imanı yok mu
Zıtlık : Ağlamak Gülmek, Dert Derman
Soru Sorma : Son mısralarda soru sormaktadır.
b)
mum : aşık
kafir : maşuk(aşık olunan kişi)
gamze : sevgilinin yan bakışı
peykan : ok
7.SORU:
aşk acısı,özlem,ümitsizlik,hüzün,çaresizlik
8.SORU:
Divan edebiyatının ilk temsilcilerindendir.
Edebi sanatlara yer vermiştir.
Dili sanatlıdır.
Tasavvuf etkisi görülmez.
SAYFA 81:
BENZERLİKLER : Her ikisinde de hece ölçüsü kullanılmıştır.
Dinsel konular tabiat ve doğa güzelliği aşk gibi konular İşlenmiştir.
FARKLILIKLAR:
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ: -- İSLAMİYET SONRASI TÜRK ŞİİRİ:
Nazım birimi dörtlüktür -- Nazım birimi beyittir
Yarım kafiye kullanılır -- Tam kafiye redif kullanılır.
Hece ölçüsüyle yazılır -- Aruz ölçüsüyle yazılır.
Dili sade ve öztürkçedir. -- Arapça ve farsça kelimeler kullanılır.
-- Sanatlı bir dil kullanılır.
SAYFA 80:
"Vesîletü'n - Necât" adlı mesnevinin günümüz Türkçesi:
Allah ın adını zikr edelim ilk önce
Her işte vacip olur insanlara
Her kim her zaman Allah adını söylerse
Her işinin iyi olmasını sağlar(AllAH)
Her işşin önü allah adıyla başlarsda
Herkesin sonu iyi olur
Her nefeste Allah adını de
Her iş ALLLAH adı ile olur
Güzelce bir kez Allah denirse
Bütün günahlar dökülür
Temiz olverir adını söyleyen
Her muradı olur Allah diyen
Aşk ile gel Allah diyelim
Ağlayarak ah edelim
Bakarsın rahmet kılar
O kerimdir rahimdir ..
Birdir o birliğine söz yooktur
Gerçi yanlış söyleyenler doktu
Kimse yok iken o vardı
Herkesten güçlü idi....
SAYFA 81:
BENZERLİKLER:
Her ikisinde de hece ölçüsü kullanılmıştır (Halk edebiyatı mahsüllerinde). Dinsel konular, tabiat ve doğa güzelliği, aşk gibi konular işlenmiştir. Şiir türleri yapı bakımından benzemektedir (birim değeri, ölçü, kafiye). Bu benzerlikler halk edebiyatında vardır.
FARKLILIKLAR
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK ŞİİRİ:
Dörtlük
Yarım kafiye daha ağırlıklı idi.
Hece ölçüsü kullanılırdı.
Tema olarak dinsel konular da işlenmesine rağmen İslami bir inanç olmadığı için dinsel konulardır.
Öztürkçe kullanılırken, kolay, duru bir Türkçe ile yazılmıştır.
İSLAMİYET SONRASI TÜRK ŞİİRİ:
Özellikle Divan edebiyatında beyit ön plandadır.
Tam kafiye ve redifler ön plandadır.
Ağırlıklı olarak aruz ölçüsü kullanılmıştır.
Türk edebiyatındaki kadar ağırlıkta değildir.
Özellikle Arapça ve Farsça kelimelerin çokça dilimize girdiği görülmektedir.
Özellikle divan edebiyatında çok sanatlı bir dil kullanılmıştır.
SAYFA 83: TABLO
vahdet-i vücüd=varlık tektir....
insan-ı kamil=nefis........
fenafillah=nefsin aruzlarından...
masiva=allah dışında..
2:E
3:D
4:D,D,D,Y
5:C
6:İnsan-ı kamil , tekke dergah , ilahi aşk , mürit derviş
7:tekke dergah , allah, ilahi aşk şarabı sunan mürşit , nefsiöldürmek için yapılan zühd terbiye
8:E
SAYFA 84:
1 ETKİNLİK:
Deniz kenarına oturmuş dalgaların kıyıya vuruşunu seyrediyorum. Uzaktan büyük gibi görünen dalgalar köpük köpük noktalıyor yolculuğunu. Tepemde güneş batmaya can atıyormuş gibi karşıma geçiveriyor hızla. Parlaklığı kızıla bırakıyor büyük bir ihtişamla. Artık denizde mavi değil,sereserpe teslim ediyor kendinin güneşe. Dalgaları değil artık yakamozları seyrediyorum bir yaz günü günbatımında.
SAYFA 86:
1.a-Simbatın harap bir kaleyi tamir ettirip yerleşmesi,müslümanların dehşet saçmaya başlaması,seyitin yola çıkması,kaleyi dolaşıp gördüğü su deliğinden içeri girmesi anlatılıyor.
2.ETKİNLİK
a.Battalname ile ilgili olan 8. yüzyılda olusturuluyor fakat 15.yüzyıl da yazıya geçiyor teması battal gazinin kahamanlığı ..... birde battalname metninden şunlar anlaşılıyor gaza ve cihat anlayışı tarım ve hayvancılıkla uğraşıdığı ve battal gazinin bir tımarlı sipahi olabileceği
b.Silah yerine kılıç kullanıldığı,kaleler olduğu,cihat ve gaza anlayışı
2.Tarkan ve Cüneyt Arkın filmleri
3-SORU:
METNİN YAPISINI OLUŞTURAN ÖGELER:
Olay örgüsü,
Kişiler,
Zaman,
Mekan
*METNİN YAPISINI OLUŞTURAN ÖGELER ARASINDAKİ İLİŞKİ:
Metnin yapısını oluşturan öğeler arasında organik bir bağ vardır.Yaşanan olay belli bir zamanda, belli bir mekanda kahramanlar arasında yaşanır.
Metne bir bütünlük kazandıran olay örgüsünün meydana gelmesini sağlayan yönde budur.
SAYFA 87:
BATTAL GAZİ DESTANINDAKİ KAHRAMANLARIN TİP ÇÖZÜMLEMESİ TABLOSU
1.a.karakter b.tip c.tip
2.a.dinamik b.duragan c.duragan
3.a.tümü b.tümü c.tümü
4.a.olumlu b.olumsuz c.olumlu
5.a.evet b. evet c.hayr
6.a.var b.yok c.var
7.a.evet b.evet c.evet
8.a.hayır b.evet c.evet
SAYFA 88:
5-MEKANIN VE ZAMANIN ANLATILDIĞI CÜMLELER:
Mekan:Seyit yürüdü ///kaleyi/// dolaştı.Mekan kale oluyor.
Simbat ///saraya/// geldi.
Seyit dahi sarnıça düştü.
Zaman:Yatsı vaktiydi erteye değin........
Alem düşmanlardan boşalınca..........
Mekanın ve zamanın anlatımı
Mekan:Mekanlar sadece adları söylemektedir.Tasviri yapılmamaktadır.
Zaman:Kesin bir zaman ifade edilmemektedir.
6.a-Metinde olaylar ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı tarafından anlatılmaktadır.
b-Kişiden kişiye değiştiği için cvbı sana bırakıyorum.
7-
Tasvirler:Sevindiğinden///ağlaya ağlaya///evine geldi.
Seyit///karanlıkça///bir yerde kaldı.
Tasvirlerin işlevleri:Tasvirlerin amacı anlatılanların okuyucunun zihninde canlanmasıdır.Bunlar verilemezse anlatımda akıcılık olmaz.
8.Günümüz türkçesine benzeyen bazı sözcükler vardır.Ancak bunlar ses değişikliklerine uğramışlardır.Mesela üç yirden kolanın berkitti diyor üç yerden sıkılaştırdı olacak.
SAYFA 93
3. ETKİNLİK
Anadolu’nun fethini ve bu fethin kahramanlarını anlatan, 12. yüzyılda sözlü olarak şekillenen 13. yüzyılda yazıya geçirilen İslâmî Türk destanlarından biridir. Danişmend-nâme'de anlatılan olayların tarihi gerçeklere uygunluğu, kahramanlarının yaşamış Türk beyleri olmalarından, Anadolu coğrafyasının gerçek adlarıyla anılmasından dolayı uzun süre tarih kitabı olarak görülmüştür
DELİ DUMBUL
*İlahi bakış açısıyla yazılmıştır.
*Hikayede olaylar nesir, kahramanların duygu ve düşünceleri nazım ve nesirle dile getirilmiştir.
*Arı bir dil kulanılmış, olağanüstü olaylara yer verilmiştir.
*Tasvirlere başvurulmuştur.
SATFA 93:
b)Teması:aile olmanın değeri
2. ETKİNLİK
a)Adil bir yapı yok. İslamiyet inancının yoğun bir şekilde olmasına rağmen farklı dinler görülüyor.
b)-?
2)Tema evrenseldir
3)Metnin yapısını oluşturan ögeler
*Olay örgüsü
*Kişiler
*Zaman
*Mekan
*Ve dil anlatım(olay çevresinde oluşan metinlerde dil anlatıma da dikkat edilir)
SAYFA 93:
OLAY ÖRGÜSÜ SIRASI:
12-2-4-10-5-7-13-3-9-11-1-6-8
KARAKTER ÇÖZÜMLEME TABLOSU:
(sırasıyla 1,2,3,4,5)
...............deli dumbul........;........anne baba ............;.......... eş
1.........: deli ,zorba ,çıkarcı;......canları kıymetli,bencil ; fedakar,eşini
............................................. insanlar....................;biri
2)........:dinamik.......................durağan ................... ;durağan
3)........:Allah ın varlığını ve ; metinde zaten pasif karakterler(anne baba
birliğini kabul etmemesi .......................................ve eş)
yaptığı köprüden geçendende
geçmeyenden de para alması
4).......)sosyal ortam deli dumbulu etkilemiş.çünkü yaşadığımız devirde onun yaptığı davranışlara pek de rastlanılmamış.diğer karakterleri ise sosysal ortam etkilememiştir.
5).........:karakterlerden deli dumbul gibi bir kişi toplumumuzda olamaz.anne baba için;her anne baba evladı için canını vermeye hazırdır.eş içinse;toplumumuzda kadın eşi için canını vermeye hazırdır.o vermese bile erkek söke söke alır.
c. öğüt vermez tebrik ederdim
ç. idam ettirirdim
6.a- Dede korkut , ilahi bakış açısıyla yazılmıştır.
b-Metin gayet güzel ben olsam birde sonuna şunu eklerdim deli dumrul artık Allah'a bağlı inançlı bir insan oldu derdim.
7.a-
Kara dağlar
Soğuk soğuk sularım
Tavla tavla koç atlarım
Penceresi altın otağım
Katar katar develerim
Beyaz koyunum
b-Tasvirler çıkartıldığında cümleler çok basit oluyor
SOSYAL ORTAM VE ÇEVRE BU KARAKTERİ NASIL ETKİLEMİŞTİR?
Deli dumrul:Olumlu
Anne-baba:Olumlu
Eş:Olumlu
BU KARAKTERLERİN SİZİN TOPLUMSAL YAPINIZDAN FARKI VARMIDIR?
Delidumrul:vardır
Anne-baba:yok
Eş:var
SAYFA 96:
8. SORU:
Sırasıyla altı çizili kelimeler; Niçin, Ederdi, Benden, Var Mıdır, Benimle, Bahadırlığım, Yiğitliğim, Meğer, Konmuştu, Yah şi, Emriyle, Yetti, Kavga, Hanım, Bey, Kanatlı.
SES ÖZELLİKLERİ:
-Cümleler kısadır.
-Dil sadedir.
-Alti çizili kelimeler ses değişimine uğramıştır.
-Ses düşmesi vardır.
SAYFA 83: SAYFA 102 DEKİ ETKİNLİĞE YÖNELİK:
1. ETKİNLİK:
DANİŞMENDNAME
1.a-
1.Melik danışment bir gece rüya görür.
2.Rüyadan kısa bir süre sonra bir elçi kağan tiginin mektubunu getirir.
3.Mektup okunduktan sonra Abdurrahman Tokati otağa gelir.
4.Yirmibin askerle tokata gidilir.
5.Tokat yakınlarında düşmanla savaşılır.
6.Melik danışment düşman beylerini dine davet eder.
7.O gece yine bir rüya görür.
8.Rüyasında kendisine verilen dua ile gümenek ırmağının suyunu keser.
9.O gece yine rüya görür.
10.Melik danışment cincike ovasında konaklar.
11.Melik danışmentin kahramanlıkları anlatılır.
2.İnsanların yaşadıkları haksızlıklardan kurtulmak için her dönemde kurtarıcı beklemeleri buna sebeptir.Kahramanlık temasının her dönemde sıkça işlenmesi onun evrensel bir tema olduğunu göstermiştir.
3.Özgün metinde kısa cümleler kullanılmıştır.Bazı sözüklerin ise günümüze gelene kadar bazı değişikliklere uğradığı görülmektedir.
4.Metnin yapısını oluşturan ögeler; olay örgüsü,kişiler,zaman,mekan
Metnin yapısını oluşturan ögeler;Tüm bu ögeler temayı iletmede birer araçtır.
5.Mekan;Tokat,Gümenek ırmağı,Ankara,Samsun,Kale
Zaman;Sabah vakti,akşam vakti......
Mekanın ve zamanın anlatımı;Bu metinde mekanların sadece adları kullanılmıştır.Ayrıntıları verilmemiştir.
Zaman;Kesin bir zaman ifadesi bu metindede yoktur.
6.Tasvir cümleleri;///yüksek dağlara///çıktılar.tasvir cümlesi yüksek dağlar.
Tasvirlerin metindeki işlevi;Tasvirler anlatılanları zihinde daha belirgin canlandırmak için kullanılmıştır.Fakat ayrıntılara girilmediği dikkati çekmektedir.
7.Hikayede herşeyi bilen bir anlatım vardır.İlahi bikış açısıyla yazılmıştır.
8.İkiside hayatlarını kötülüklerle mücadele etmeye adamış kahramanlardır.
9.a.Tip nasıl bir insandır;hayatını insanlara adamış korkusuz yiğit bir insandır.
Tip durağanmıdır,dinamikmidir;Dinamiktir.
Hikayenin hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu;Hikayedeki bütün olaylar onun etrafında geliştiği için dinamiktir.
Sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir;Halkın zulüm görmesi onun kahramanlık yönünün ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Bu tipin sizin toplumsal yapınızdan farkı varmı;Vardır.Günümüzde toplum yapısısnın değişmesi ndeniyle farklılıklar vardır.
Bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi varmı;Olaylar onun etrafında geliştiği için diğer tipler üzerinde etkisi vardır.
Tip kendi kişiliğinin farkındamı;farkında
Sizce gerçek hayatta bu hikayedeki tip gibi davranan biri olabilirmi;gerçek hayatta kendini halkına adayan kişilere rastlanabilir fakat bu hikayede olduğu gibi olağanüstü özellikler göstermez.
b.Seyit battal Abdurrahmani tokati,Süleyman bin numan
SAYFA:103 de 6-7 ve 8. sorular
6) Tasvir Cümlesi: Yüksek dağlara çıktılar.
Tasvirlerin Metindeki İşlevleri: Tasvirler metinde anlatılanları zihinde daha belirgin canlandırmak için kullanılmıştır. Fakat ayrıntıları verilmediği için dikkat çekmiyorlar.
7) Metinde herşeyi bilen bir anlatım vardır. İlahi bakış açısıyla yazılmıştır.
)
SAYFA 120:
Etkinlikler
1.ETKİNLİK;
Aşk temasının işlendiği günümüz şiirlerinden örnek;
AŞK ŞARKISI;
Bir sen bir ben sevgilim birde bu bahar...
Neyleyim sen güzelsin bende gençlik var
Ölüm gibi mukadder bir yol ki bu aşk ,
Ucu ta Leyla ille Mecnuna çıkar...
2.ETKİNLİK;
Hayatı:
1526 yılında İstanbul'da doğduğu tahmin edilmektedir, kesin bir tarihi yoktur. Bâki'nin asıl ismi Mahmud Abdülbâki'dir. Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinevetti. Çocukluğunda saraç çıraklığı yapmıştır. Eğitime, ilme olan büyük tutkusu fark edilmeye başlanınca ailesi medreseye devam etmesine izin vermiştir; zira başlarda medreseye kaçak, ailesinden gizli gitmekteydi. Gayretleri ile iyi bir eğitim görmüş, dönemin ünlü müderrislerinden ders almıştır. Eğitimi boyunca şiire olan ilgisi giderek artmış ve güçlü kaleminin ünü de yavaşça yayılmaya başlamıştır. Eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır. Hayatı boyunca çeşitli dönemlerde kadılık, kazaskerlik gibi makamlarda devlet hizmetinde bulunmuş, yaşlılığında Şeyhülislam olmak istese de bu göreve getirilmemiştir. 1600 yılında, İstanbul'da vefat etti. 16. yüzyılda şairler sultanı olarak anılan şairimizdir.
KADILIK:Günümüz mahkemelerindeki hakim sözcüğüne o dönemde karşılık gelen kelimedir.
Çalışmaları:
Bâki Osmanlı'nın en güçlü devirlerinden birinde yaşamıştır, bu da pekâla onun şiirlerine ve şiirlerinde kullandığı temalara yansımıştır. Aşk, yaşamanın zevki ve doğa şiirlerinin başlıca konularıdır. Her ne kadar şiirlerinde tasavvuf etkisi veya tema olarak tasavvuf bulunmasa da, tasavvufta da özel bir mahiyeti olan aşk mefhumunu sık sık konu alması itibariyle, dîvânı mutasavvıflar tarafından çok sevilir. Tekniği güçlüdür, şiirlerinde yakaladığı ahenk ve akıcılık fark yaratır. Dil kullanımında çok yeteneklidir. Şiirlerinin oluşturduğu tını, musiki de şiirlerinin farklı bir özelliğidir. Türk, Divan şiirinin dönemin ünlü akımları ve eserleri seviyesine ulaşmasında çok büyük katkısı olmuştur. Eserlerinden biri de Kanunî Sultan Süleyman'ın vefatı üzerine yazdığı "Mersiye-i Hazret-i Süleyman Han" isimli mersiyedir. Bu mersiye hem teknik olarak güçlü yapısı hem de ahengi ve dönemin ruhunu, özellikle edebiyat tarzını, güzel bir şekilde ifade ettiği için en ünlü mersiyelerden birisi olmuştur. Şiirlerinde İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmıştır. Ahenk ve musukiye önem vermiş; söz seçiminde titiz davranmıştır. Genellikle din dışı konuları işlemiştir.
Başlıca Eserleri:
Dîvân-(4508 beyitlik, en önemli eseri)
Fazâ'ilü'l-Cihad
Fazâil'i-Mekke
Hadîs-i Erbain Tercümesi
Kanuni Mersiyesi
Eserlerinden Örnek:
"Yârdan cevr ü cefâ lûtf u kerem gibi gelür
Gayrdan mihr ü vefâ derd ü elem gibi gelür
Firkat-ı yâr katı zâr u zebun itdi beni
Döymeyem mihnet-i hicrâna ölem gibi gelür
Uydurup leşker-i uşşâkını ol şâh-ı cihân
Nâz ile salını salını alem gibi gelür
Dil-i pür-hûn elem-i aşkun ile cûş ideli
Çeşme-i çeşmün akan suları dem gibi gelür
Bâkıyâ hangi gönül şehrine gelse şeh-i aşk
Bile endûh u belâ hayl ü haşem gibi gelür"
SAYFA 122:
Gazelde geçen "Musikar" anlamı:
Musikar
GERÇEK ANLAMI:Efsanevi kuş
ŞİİRDEKİ ANLAMI:Vücut
GERÇEK ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Musikar efsanevi bir kuştur.
MECAZ ANLAMDA ÖRNEK KULLANIM:Öyle güzel sesi vardı ki Musikar'ı andırdı.
SAYFA 123:
Birim Değeri; Beyit
Birim Sayısı;5
Birimlerde Anlatılanlar;
1.Şair sevgilinin yüzünü açmasını ve yürümesini bahçedeki varlıkların bunu görmesini istemiştir.
2.Bu beyitte ise, şair aşk aşka sevgilinin aşkından düştüğünü ve amansız bir dert olduğunu anlatmıştır.
3.Sevgilinin aşkınkından perişan olduğunu anlatmıştır.
4.Duyduğu aşktan dolayı kaburga kemiklerinin bile sayılabileceğini ve bu ahliyle musikara benzediğini anlatmıştır.
5.Güzellere acımasız, şefkatli değilller demenin yanlış olduğunu vurgulamaktadır.
TEMA;Aşktır
ç.Beyitlerin yerlerini değiştirdiğimizde anlamda bi değişiklik meyadana gelmez çünkü beyitler kendi arasında uyumludur.
d.Yaşanması mümkün değildir çünkü hayali unsurlar vardır.
e.(Egazel nazım şeklinin özelliklerini yazcaksınız bunu bulabilirsiniz.)
f.İkisininde nazım şekli gazel nazım birimi beyit temaları aşk ölçü aruzdur.
SAYFA 124:
2.Soru
Ses benzerlikleri ve ahengi sağlayan unsurlar var.
SAYFA 125: